"1915'te Osmanlı Ermenileri'nin maruz kaldığı Büyük Felâket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum."
Buna karsilik bir de ozurbekliyorum.com diye sayfa acilmis (baskalari da var sanirim, ben bir bunu biliyorum). Zulme ugramis Turkler adina zalimlerden ozur bekliyorlarmis.
Simdi, ilk sayfa -daha once imzaya acilmasina ragmen- 13652 kisi tarafindan imzalanmis, digeri 45312 kisi tarafindan (ozurdiliyorum bugun butun gun teknik ariza sebebiyle imza alamadi, bir de o var). Guncelleme: 21970-98284 durum 23 aralik itibariyle.
Bu yazimda oncelikle bu "ozur diliyorum" girisiminin neden "bos" (futile) oldugunu anlatmaya calisacagim. Niyet guzel ama dil yanlis, yontem yanlis. Ama imza kampanyasina girizgah olarak -uzunca bir girizgah olarak- "Ermeni meselesi" ile ilgili birkac kisisel not aktarmak istiyorum. Yazi uzun olacak, ben parca parca yazip draft olarak kaydedip bitince post edecegim, siz de belki bolum bolum okumak isteyebilirsiniz. Bolum basliklari atacagim, yardimci olabilir okunurluk acisindan.
I. "Agri"nin Derinligi
"Ermeni meselesi" uzerine bir seyler yazmak bayagidir aklimda var aslinda, en azindan Ece Temelkuran'in Agri'nin Derinligi kitabini okudugumdan beri. Kitabi okurken dusunduklerimi paylasmak istiyordum. Ama kolay degil bu konuda bir seyler yazmak, olay hemen kisisellesiveriyor birden cunku, ve kisisellesiverirken ortaya cikan duygular da basedilmesi zor bir kaotiklikte. Atiyorum sirf kizginlik olsa hissedilen, sakinlesmeye calisirsin. Ama hissedilenler birbirinin zitti seylerse kafasi karisiyor insanin, ne yapacagini bilemiyor tam. Hrant Dink aklima gelince onun fotograflardan zihnime yazilmis o yuzu koyun yatar hali, ve nedense (belki dibine kadar insana dair oldugu icin) ayakkabisi geliyor, hemen gozlerim doluyor (simdi oldugu gibi). Kendisinin okuru degildim, esi dostu hic degildim, ama kendisinin gozyaslarim uzerinde bitmeyen bir hukmu var. Bir yandan tum olenlere dair boyle hisler var, "tuh"ler "ah"lar.
Diger yandan da bir koseye sikistirilmis kedi halim var ama, onu da uzerimden atamiyorum. Sirf "Turk" oldugum icin bir suru insanin nefret objesi oldugumu bilmek, devamli benden bir sey beklendigini bilmek, "o ya da hic" seklinde bir dayatmaya maruz kalmak, ve aslinda butun bunlarin bir birey olarak beni cok asan seyler olmasi isyan ettiriyor beni. Ben kotu bir insan degilim, ama -mesela- sinifimda Ermeni soyisimli bir ogrencim oldugunda tedirgin oluyorum, onun gozunde otomatikman canavar Turk muyum diye. Bu Almanya'da/Avrupa'da bir Turk olarak yasanandan farkli bir sey. Oryantal, geri kalmis, gorgusuz, sarimsak kokulu vs. degil "katil, soykirimci, ustune ustluk de inkarci" yakistirilan sifat zira, ve bu sifat cok fazla pazarliga tabi degil, degismesi mumkun mu belli degil. Bu da iste savunmaya geciriyor insani. Oluleri icin "tuh, vah" dedigim insanlara karsi psikolojik kalkanlarimi kaldiriyorum.
Agri'nin derinligi diyordum. Kitaptan cok sey ogrendim, en azindan dunyanin degisik yerlerindeki Ermenilerin hislerini, goruslerini, farklarini, ortak yanlarini. Ama kitapta beni en cok etkileyen de sanirim yazarinin yasadigi ruhsal karmasayi, calkantilari, celiskileri guzel yansitabilmesi oldu, hatta saklamaya pek yeltenmemis. Yani Ece hanim bu olayi tamamen kafasinda cozmus biri olarak bu kitabi yazsaydi, bana bir faydasi olmazdi. Ya da gidip insanlarla konusup sonra duygularindan tamamen arindirilmis, hissiyatsiz bir sekilde sununla konustum soyle dedi bununla konustum boyle dedi bu durumda boyle boyle diye anlatsaydi, benim uzerimde yine pek bir etkisi olmazdi. Kendi yasadigim duygusal karmasayi onda da benzer sekillerde gorunce "oh be!" dedim, belki bunun verdigi rahatlik yuzunden kitaba sempati duyuyorum! Sadede gelecek olursak: Ece Temelkuran'in bu kitabi -kendisi icin cok zor da olsa- yazma sebebi bir diyalog baslatmak, Ermenilerle konusmak, onlari anlamak, onlari Turklere anlatmak. O olen insanlar bizim de insanlarimizdi, politik meseleleri bir yana birakip, olulerimizin yasini tutalim, bu "agri" bizim de agrimiz diyor. Yaptigi cagriya katilmamak mumkun degil, ah keske diyor insan.
Ece hanim gazete yazilarinda da bu milletin unutkanliklarina hep isyan etmistir. Bu ulkede insanlar olur, sonra unutulurlar. Hatirlansin ister, yaslari tutulsun, niye oldulerse o seyler (Ermenilerin basina gelenlerle sinirli degil, mesela 12 eylul idamlari da) tekrar olmasin, insanlar hatirlasinlar ve bu olumlerin tekrarlanmasina izin vermesinler ister. Burada bir ufak ciban basi var ama, bilmem farkinda mi? Ermeniler nasil -kendisinin de kitabinda orneklerini verdigi gibi- nesiller boyunca oluleri yasatarak yas tutuyorsa, bizim milletin yas tutma sekli unutmak. Yani olenleri unuturken, yasadigi sucluluk hissini bastirmak, onu da unutmak icin unutmuyor. Bir nevi oluyu hem topraga hem maziye gomuyor. Ha "buyuklerimiz"in bazi seyleri unutturmak icin ustun cabalari vardir ama onlarin unutulmasinin sebebi bu cabalar degil, milletin unutmak istemesidir bence; insanlar unutmak istemese unutmazlar her seye ragmen. Mesela Golcuk depreminde bir suru insan oldu, bunlarin cogunlugu bildigin, siradan Turktu ("oteki/azinlik olunca unutmasi kolay" burada gecerli degil yani). Olumlerin sebebi dogal afetti (ve muteahhitler), herhangi bir politik mesele, siz-biz kavgasi degildi, bir "unutturma" cabasi yok, hatta unutulmasin tercih edilir devletce. Bu olenler hatirlansa (birkac muteahhit ve belediye gorevlisi haric) kimse sucluluk hislerine garkolmaz, sucluluk duygusunun pek bir payi yok. Ama o deprem kurbanlari da simdiden unutuldu. Eger yasayanlarin adam olmalari, kotu "politika"lara/"sey"lere yol vermemeleri icin ille de oluleri hortlatmak gerekiyorsa (bence gerekmemeli), o zaman bu milletin yas kulturunu degistirmek lazim.
Daldan dala atliyorum, biraz daginik oluyor ama dedim ya kolay degil. Ece hanim kitabinda olulerimizi sahiplenmemiz, onlar icin insan gibi uzulmemiz, yas tutmamiz cagrisini yaptikca, evet diyorum, kac kisi olmus (kesin rakam yok, rakam tartisma konusu), kim kimi oldurmus (tartisma konusu), niye oldurmus (tartisma konusu), olmeselermis ne olurmus (tartisma konusu) gibi uzlasmasiz hesaplari iki dakika bir kenara birakalim da bir omuz omuza aglayalim. Benim de o olenler icin uzulebilecegime inanilsin istiyorum; bu uzulme, yas tutma ortak paydasinda bulusabilelim istiyorum. Ama iste aglayacak omuz ararken anglofon deyimiyle "cold shoulder" bulmak, Turkcesiyle karsinizdakinin sirt cevirmesi insani afallatiyor, oyle kalakaliyorsun. Ikinci bolum bir "cold shoulder" hikayesi.
II. Hrant Dink Olduruldu, Omzunda Aglayayim mi?
Bir Ocak gunu sabah kalkip her zamanki gibi bilgisayar ekranindan Turkce gazetelere bakiyordum. Manset Hrant Dink'in katli. Dedim ya, okuru esi dostu bir seyi degilim, ama kim oldugunu biliyorum. Her kim olursa olsun, o sekilde oldurulus, katledilis, kaldirimda o yatis hicbir insana yakismiyor. Hele sonradan "Ruh halimin guvercin tedirginligi" yazisini okuyunca icim parcalandi. O bize guvenmisti, guvercinlere dokunmazdik biz ona gore ama onu koruyamadik. Sonradan katilinin bayraklar onunde polislerle kolkola fotograflarini gorunce, bu katilin giderek bir "poster boy" bir idol oldugunu gorunce, adina sarkilar yazildigini gorunce, bunlar aklima geldikce zaten sinirlerim tepeme cikiyor da, o gun hissettigim saskinlik ve derin bir uzuntuydu. Bulundugum okuldaki Turkler olarak bir anma duzenleyelim dedik, fazla bir organizasyona girmedik, maksat bu saskin uzuntumuzu paylasmak, Dink'i anmakti. Okulumuzdaki Ermeni ogrenci dernegine de "biz boyle boyle bir sey yapiyoruz" diye email attik haber verdik (Duzeltme geldi: Beraber yapalim diye email atmisiz, onlar da siz yapin biz daha kapsamli bir sey organize etmek istiyoruz demisler.). Aksam belirlenen saatte ve yerde, ufak bir grup halinde toplandik, cok basitti olay, bir iki mum, kisacik bir konusma, saygi durusu. Ama onemli olan orada olmakti. Ve daha da onemlisi, Ermeni ogrencilerden de katilan olmasiydi.
Hrant Dink'i andiktan sonra Ermeni ogrencilerle tanistik, konustuk. Hic de bizden nefret eder gibi degillerdi, ne bileyim, herhangi baska bir milletten birileri gibi. Ama tam da degil, herhangi degil, bizim oralardan birileri gibilerdi. O ayakustu muhabbetlerden sonra, ya otursak konussak ya, ya beraber lahmacun yesek ve birlikte bir seyler organize etsek dedik biz kendi icimizde. Onlar da Hrant Dink'i anmak icin daha kapsamli bir organizasyon dusunmusler, panel gibi. Biz de hemen organizasyonu beraber yapmayi onerdik. Sevindik de beraber bir seyler yapacagiz diye, Hrant Dink olumuyle biraraya getirecekti bizi.
Ama isler pek umuldugu gibi gitmedi. Oncelikle kendi icimizde sorunlar oldu, "biz" dedigimiz insanlarin bir kismindan igrendim. Ermeni ogrencilerle bir organizasyona girilecegi, panel duzenlenecegi ve panel Hrant Dink hakkinda olsa da Ermeni "mesele"sinin gundeme gelecegi malum olunca bir feryat figan basladi bazilarindan. Insanlarin supheyle yaklasacaklarini biliyorduk tabii ki, ama konusarak, hatta Ermenilerle bir araya gelerek o gun bizim hissettigimiz gibi "aa bunlar da bizim gibiler, ortak bir seylerimiz var konusup anlassak ya" fikrine gelebileceklerine inaniyorduk. Aslinda kendi ogrenci grubumuz icinde supheci yaklasanlar daha cok sessiz kaldilar, itiraz etmediler. Ama boyle bir ise girisecegimiz bizim ogrenci dernegiyle alakasi olmayan insanlara dert oldu. Bir sekilde email listemizde bulundugu icin bunu ogrenen Michigan'da yasayan, N.Carolina'da yasayan tipler binbir turlu itirazlar ve hatta suclamalarla karsimiza dikildiler. Kaliforniya icinde, bizim bolgedeki -ama okulla alakasi olmayan- Turkler de email listeleri araciligiyla organize olup bizi durdurmak icin ellerinden geleni yaptilar. Aklima geldikce gicik oluyorum. Sanki tek akilli kendileri, sanki "hain Ermeni planlari"ni ustun yetenekleriyle gorebiliyorlar biz andavaliz. Dunyanin en iyi universitelerinden birinde doktora yapan onca insanin zekasina "saf kuzunun pisi kedicikleri" diye hakaret etmelerini de iceren kendi iclerinde yaptiklari butun yazismalari bize yolladiklari emaile ekleyerek "forward" etmeleri bile kendi zekalari hakkinda bir gostergeydi ama neyse. Biz kendi grubumuzda anketler duzenleyerek, toplantilar yaparak grubumuzun bu konuda kendisini rahat ve guvenli hissetmesini saglamaya calistik. Sonunda da Ermeni ogrencilerle bir araya gelip lahmacun yiyelim, bir tanisalim anlasalim ve organizasyona oyle giriselim dedik, hatta bizim adimiza konusacak olasi isimler belirledik (ki Ece Temelkuran da onlardan biriydi, o zaman ortada kitap falan olmasa da hem konudaki tutumu, hem Hrant'la kisisel baglari yuzunden).
Bir yandan kendi icimizde bu konuyla ilgili bir uzlasi saglamaya calisirken, hatta "biz"den bazilariyla kopruleri atarken diger yandan da Ermeni ogrencilerle organizasyon konusunda ileri adim atmaya cabaliyorduk. Ama bu konuda hayal kirikligi ustune hayal kirikligi yasadik. Oncelikle, Ermeniler ta ilk bastan (ama beraber yapalim dedikten sonra) gidip iki kisiyle baglantiya gecmis, onlari davet etmislerdi bile, bize hic sormadan etmeden. Isim vermeyeyim, bu iki kisiden biri Ermeni asilli bir tarih profesoru. Kendileri icinde biraz "moderate" olarak bilinse de tabii ki "soykirim olmustur" argumanini yapan birisi. Ona itirazimiz yoktu. Ama Turkleri temsilen davet edilen kisi hemen hicbirimizi memnun etmedi. Hani Yusuf Halacoglu cagrilsin demiyorduk (onu da diyen vardi bu bahsettigim "denyo"lar arasinda ama kaale almadik), ama bu cagrilan Turk kisinin Ermeni meselesi hakkindaki savlari soz konusu oldugunda Turk milletinin, "moderate" Turklerin bile fikirlerini, hislerini yansitabilecegine, temsil edebilecegine inanmiyorduk.
Ermenilerle son derece samimi ve acik konustuk, kendi aramizda uzlasiya varmaya calisiyoruz, kolay olmuyor ama ugrasiyoruz. Ama bu kisiyle olmaz, bakin cok makul soyle isimler var, lutfen beraber bu isi yapalim, bu kisiyi gruba kabul ettiremeyiz dedik. Onlarin toplantisina bizden katilan da oldu, onlar da kendi iclerinde bazi seyleri tartisiyorlarmis ama anladigim kadariyla oncelikleri bizimle uzlasmaya varmak, bizi memnun etmek degildi. Onlara biraraya gelip bir sosyal aktivite yapalim onerisini de goturduk pek tabii ki, ben gercekten umitliydim boyle bir aktivitenin herkes icin iyi olacagina, isleri cok kolaylastiracagina. Ama Ermeni ogrenci derneginin baskani birden iletisimi kopardi. Kendisine yollanan emaillere cevap vermedi haftalarca. Biraraya gelemedik, bize panel hakkinda haber de gelmedi. Oyle ortada kaldik. En sonunda paneli su gun surada duzenliyoruz diye haberi geldi. Pek tabii ki duzenleyenler/destekleyenler arasinda Turk ogrenci dernegi yoktu. "Bu panel iki grup tarafindan duzenlenmistir" diyebilmek gibi bir oncelikleri hic yoktu, hic olmamisti anlasilan. Panelin konusu Hrant Dink ve 301 gibi bir seydi, Hrant Dink uzerinden 301 ve Turkiye'deki demokrasi elestirilecek, hatta AB uyeligi tartisilacakti.
Yahu Hrant Dink'i anmak icin panel duzenliyorsunuz, hic mi okumadiniz adami, hic mi anlamadiniz? Adam ustune basa basa Ermeni meselesinin Turkiye'nin AB uyeligi icin bir sart olmasinin bu konudaki acilimlara engel olacagindan, Ermeni meselesi meselesinin Turkler ve Ermeniler arasinda halledilmesi gerektiginden, 3. taraflarin (Avrupa, ABD vs.) buna burunun sokmasina izin verilmemesi gerektiginden bahsediyor; siz kalkmis Hrant Dink'i aniyoruz diye Hrant Dink'i bir "Turkey bashing" aktivitesine alet ediyorsunuz! Adamin kemikleri sizlamistir herhalde taze girdigi topragin altinda.
Ben toplantiya gidemedim. Giden arkadaslar "cok kotu olmadigini" soylediler. Hatta Turkleri temsilen gelen kisi de bu meselenin AB sarti haline gelmesinin cok olumsuz etkiler yapacagi gibi akillica laflar etmis.
Organizasyonun sonucu bir "disaster/felaket" olmasa da, Ermeni ogrencilerin tavri cok buyuk hayal kirikligi yaratti bende (ve bu is icin gercekten ugrasan, elestirilere gogus geren, dislanan, sinirleri bozulanlarda). Biz kendi icimizdekilerin bir kismina sirtimizi donduk, gercekten iyi niyetle bir seyler olabilecegini, kendi adimiza bile ufacik olsa da beraber bir adim atabilecegimizi umit ettik. Ermeni ogrencilerle biraraya gelip lahmacun-ayran esliginde 1-2 saat geyik cevirebilecegimize, bunun gercekten bir seyleri degistirebilecegine inaniyordum(k). Ama cabalarimiz karsiliksiz kaldi. Ermeni ogrenciler bize sirtlarini dondu, "cold shoulder"i yedik. Cok guzel bir firsat heba oldu. Buyuk hayal kirikligiydi.
Bu bir olaydan buyuk genellemeler yapamam elbet. Ama sunu anladim ki Ermeni ve Turkler arasinda herhangi bir yakinlasma icin iki toplumun da "moderate"lerine is dusuyor. Iki grubun ilimlilari kendi insanlarina dertlerini anlatmali. Bazilari tarafindan hainlikle, satilmislikla, saflikla, aptallikla, ve daha neler nelerle itham edilecekler, yilmamalilar. Ne kadar cok insani dostluga inandirirlarsa o kadar iyi. Turkler soz konusu oldugunda isbirligi icin adam kazanmak zor, bunu gorduk kendi mikro kozmosumuzda bile. Ama Ermeniler soz konusu oldugunda bu daha kolay degil, belki daha zor. Bizim ornekte Ermeniler kendi iclerinde "Turkleri anlayalim, dertleri neymis" diye fazla dert etmediler saniyorum. "Biz ne istiyoruz, sunu, o zaman o olacak, Turkler de isterse dahil olsunlar istemezlerse olmasinlar"a geldi olay.
Anladigim diger bir sey de, sadece kendi icimizde bunlari tartisip tartisip birbirimizi yiyerek bir yere varilmiyor. Bir sekilde, iki toplumun birbirine yakinlasmasi, iletisime gecmesi gerekiyor. Bu pioneerlar, yani onculer, her zaman itilip kakilan satilmislikla itham edilen insanlar olmuslardir, hep boyledir; onlarin degerini tarih belirler zamanla. Ama bu Turk-Ermeni meselesi soz konusu oldugunda ortada bir oncu takimi goremiyorum ben. Evet, bazi insanlar var, hep duyuyoruz isimlerini ama -cesitli sebeplerden- iki toplum arasinda kopru olmaktan cok uzaklar. Aklima hemen gelen iki sebep su: Bir: kendi toplumlarindan cok kopuklar ve toplumlarinin geneline bir sey anlatma gibi bir dertleri yok, Iki: diger gruptan insanlarla biraraya geliyorlar ama havanda su dovuluyor, herkes bildigini okuyup dagiliyor. Ermeni "moderate"leri, "oncu"leri hakkinda cok fazla bir sey diyemeyecegim, bizim Turk "oncu"leri hakkinda fikirlerimi bu "ozur diliyorum" girisimi etrafinda anlatayim.
III. Ozur diliyorum girisiminin bosunaligi.
Yukarida da dedigim gibi, bu girisim tamamen "futile" yani bosuna oldugu gibi, geri de tepebilir (ki tepiyor da). Metnin "wording"ine hic deginmeyecegim bile, onlar aslinda detay (ama benim de dusundugum ama ssg'nin benden once ifade ettigi seyi tekrar etmeden duramayacagim: uzgunum/i am sorry ve ozur diliyorum/i apologize farkli seylerdir. Sirf bu kelime secimiyle ne destekciler kaybettiler, tepkiler nasil katmerlendi kim bilir?)
Oncelikle, teknik olarak "ne bu ya?". Herhangi birisi, gidip oraya herhangi bir isim yazip metni imzalamis olabiliyor. Sonra da insanlar cikip "ben imzalamadim" demek zorunda kaliyor (mesela ssg, Tarkan (Tevetoglu)). E imzaci listesine guvenemeyeceksek ne anlami kaliyor ki bu kampanyanin? Imzacilarin bir kismi bile imzaci degilse, boyle bir sey niye var? Bu teknik sorunun onune nasil gecilir bilemiyorum, email onayli bir sey olsa bile herkes degisik email adresleri alabiliyor zira. T.C. kimnlik numarasiyla falan olsa, fazla karmasik olur. Belki arkaik de olsa kagit kalemle yapilmaliydi imza toplama isi, ama boyle olmamis. Cok acemice goruntu ve islevsellik acisindan (bir ara teknik sebeplerden takildi kaldi zaten).
Ikincisi ve daha onemlisi: bu girisimin amaci ne? Niye toplaniyor bu imzalar? Gorebildigim kadariyla tek amaci "imzalayin vicdaninizi rahatlatin!" Baskaca bir amaci vardiysa da o amaclara kesinlikle hizmet etmiyor. Soyle ki:
* Ermenilere bir "iyi niyet" gosterisi yapmaktiysa amac, hic etkili olacagini sanmiyorum. Zira karsisina acilan ve imza acisindan katlayan ozur bekleyen siteler Ermenilerin daha cok dikkatini cekecektir. Ve dahi Ermenilerin cogunlugu "soykirim"i acikca tanimadikca soylenen "laf"lari kaale almayacaktir (gelen haberlere gore bu girisime olumlu tepki gosterenler "buyuk felaket"="soykirim" olarak algilayanlar ve Turk aydinlari soykirim icin ozur diliyor diye yorumlayanlar). Malesef Ermenilerin cogu icin ya soykirimi kabul ediyorsunuz ya da inkarcisiniz (denialist), ortasi yok. Birbirimizin omzunda aglama isini gerceklestirebileceginiz Ermeniler yok mu? Vardir. Ama onlara ulasmanin yolu bu degil, kesinlikle degil. Onlar bu girisimi gorseler de durduklari yerde urkek urkek bakiyorlar, sevinseler de bu girisim onlarin ileri bir adim atmasi icin yeterli insentif vermiyor onlara, durtmuyor, cekmiyor, yanlarina da gitmiyor. Ermeni toplumu icinde bu girisime gelecek tepkiler belli: Zaten bas bas bagiran ve ortami domine edenler-uclar-, nasil algiladiklarina gore "Turkler hala inkarci, oyun oynamasinlar!" diye reddedecek ya da "Iste bazi Turkler gercegi gordu, darisi digerlerinin basina, hoyda bre!" diye aferini basacak (Ornek 1, Anca cevabi, Ornek 2). Imzacilarin beklediginin bunlar olmadigina eminim. Onlar bir el uzattiklarina inaniyorlar, birileri o eli tutsun istiyorlar. Ama o eli tutabileceklere uzanmiyor "bu" el. O yuzden yanlis, ve "futile".
* Eger asil hedef (audience) Ermeniler degil de Turklerdiyse, ki ben metnin kendisine ragmen oyle oldugunu dusunuyorum cidden, o Turklere ulasmak, onlari durtmek, onlari dusunmeye sevketmek, onlari bir seylerle yuzlestirmek icin de tamamen yanlis yontem, hatta dedigim gibi ters tepen bir yontem. Siz "aydin"siniz ama "halk"tan bu kadar mi kopuk olunur kardesim? Siz "oncu"luge soyundunuz, bu cesareti gosterdinizse, once alkislarim, ama bir de donup arkaniza bakin onculugunu yaptiginiz insanlar, en azindan spektrumda size daha yakin olan kesim, arkanizdan geliyor mu? Yoksa kendi kendinize calar oynarsiniz, sizin icin bir anlami olur belki, kendinizce tatmin olursunuz ama asil meseleye hic bir faydaniz olmaz, hic.
Ne yaptiniz simdi? Imzayi attiniz, web sayfasini sanal ortama saldiniz, ondan sonra cekildiniz geri. Millet atip tutsun, destekleyen kose yazilari gelsin kostekleyen kose yazilari gitsin, Canan Aritman Abdullah Gul'un seceresini tartismaya acsin, Basbakan size "kicimin aydinlari" demeye getirsin, karsit sayfalar sizin imza sayinizi katlasin, sizin actiginiz kapidan spektrumun karsit "uc"unu temsil edenler gurlesin essin iceri. Bu muydu hakikaten niyetiniz? Ya da bunun olacagini kestiremediniz mi? Kusura bakmayin da pek safmissiniz. Bu olacaklarin olacagini tahmin edememek, sonucun "kotu" olacagini tahmin edememek icin ya saftrik olmak lazim ya fikirlerine etki edilmek istenen insanlari hiccc tanimamak lazim ya da ozunde bir Turk-Ermeni yakinlasmasini baltalamak niyetine sahip olmak lazim.
E ne yapsalardi? diye sorabilirsiniz. Evet, bir seyler yapilmali, orasi kesin. Ama "bu" degil. Hadi bu imza kampanyasini baslattiniz, savunun bari. Imza atip geri cekilmekle olmuyor ki. Evet, bazi imzaci kose yazarlari dertlerini anlattiklari yazilar yazdilar (Perihan Magden'inki ozellikle "karsi savlar"i guzel topa tutuyordu) ama sesleri bastirildi gercekten. Ben Turkiye'de degilim, o yuzden bazi seyleri kaciriyor muyum acaba diye dusunuyorum su hali gorunce. Boyle alel acale metni imzaya sunacaklarina bir organizasyon esliginde yapsalardi mesela. Bir hafta boyunca bu konuyu enine boyuna kesip bicecekleri bir konferans/paneller dizisi esliginde imzaya sunsalardi. "Bak kardesim, bu alengirli politik bir konu ama insani bir yonu de var. Elini vicdanina koy ve soyle olenler icin uzulmuyor musun?" diye insanlarin insanligina ulasmaya calissalardi. Evet en uctaki radikal denyolari, andavallari gozden cikarmak el mecbur da, vicdanli "insan"lari karsilarina alip konusmalari, dertlerini onlara anlatmalari, onlarin dertlerini de dinlemeleri gerekirdi. Ve eminim o insanlar icinden bayagi destek bulurlardi, o zama bir "acilim" olurdu. Boyle "biz yaptik oldu!" tavriyla ne basarilabilir ki?
Iste burada kritik bir sey daha var. Insanlarimiz icindeki insanliklarini kaybetmemis, insanliklarini politik oyunlarin ustunde tutan insanlar, olulere uzulebilen insanlara "haydi hep beraber Ermenilerin olulerine uzuluyoruz" dedigin zaman "nasil yani?" diye kalakaliyor bu insanlar, o "koseye sikistirilmis kedi" hissiyati aktive oluyor. Olen Ermenilerde oldugu gibi sayisi, nedeni nicini ve sairesi tartismali olsa da Turkler de olmus o sirada. Insanlara "haydi olulere agliyoruz" dediginde butun olulere aglamak istiyorlar, "yok sizinkiler degil, sadece onlarinkiler" deyince, "once onlarinkilere aglayalim, sonra sizinkilere sira gelir belki?" deyince niyetini sorgulamaya basliyorlar. Ya da ne bileyim kendisi onlarin olulerine agladiginda, Ermenilerin bir kisminin da kendi oluleri icin aglayacagina inanmak istiyor. Garanti, teminat, aksiyon degil, inanmak istiyor. Ama "aydin"larimiz boyle bir inanci saglayabilecek durumda degiller, oyle bir gucleri becerileri yok. "Bunu saglayabilecek durumda degiliz, ama onlarin da bizim olulerimize aglayacagini umit ediyoruz, hadi bir ilk adim atalim" bile demiyorlar, bu tarafin olulerine dair hic bir "acknowledgement" yok. Bu insanlardan olumlu bir tepki bekliyorsaniz bu olulerden de bahsetmek zorundasiniz, onu bunu suclamak zorunda degilsiniz ama "vicdan"inizin o oluler icin de sizladigini gostermek zorundasiniz. Yoksa iyi niyetiniz sorgulanir, "ya Ermenilerin katlettigi Turk koyluleri..." diye damardan girip "boargghhh!" boguren gerzek radikal tiplerin ekmegine yag surersiniz. Ortadaki vicdanli insanlari ne guzel "uc" tiplerin kollarina kiskisladiniz, helal olsun!
Eminim niyetler iyiydi, de... Anglofon olup "what were you thinking?" demek istiyorum. Koskoca profesorler falan imzalamis. Hatta te baslarda listeye baktim, siyaset bilimci kayniyordu liste. Onune gelen siyaset bilimci diyor kendine de biriniz mi conflict resolution, reconciliation processes okumadiniz? Dunya uzerindeki orneklerden hic mi haberiniz yok? Iki tarafta da bu sorunun devam etmesini saglayan maddi ve manevi sebepler varken sadece bir tarafin sebeplerini hedef almak, digerlerini yok saymak ne kadar mantiklidir? Badiniz email atti "Abi soyle soyle bir olay var, imzalar misin?" dedi, o imzayi atarken ne dusundunuz Allah askina? Amacimiz ne, ne yapmaya calisiyorum, bunun orta ve uzun vadede iki toplum icin yarari/zarari nedir diye bir sordunuz mu? Yoksa sirf vicdan rahatlamasi miydi amac? Oyleydiyse super bencilsiniz, benden sonra tufancisiniz. Eger "ya aydin gozukmem lazim, aykiri olmam lazim" seklinde boyle bir girisimi ortaya attiysaniz, zaten yuh size!
Bir daha boyle bir ise giriseceklere tavsiyem -ki umarim girisenler olur- oturup iki dakika dusunun. Bencil/kisisel sebeplerinizle hareket etmeyin. Hedef kitleniz kim onu bir tespit edin. Insanlarin derdini bir anlayin dinleyin. Ermeni "oncu""moderate"lerle biraraya gelin ("Ermeni konferansi" deneyiminden biliyoruz ki kolay degil ama imkansiz da degil). Iki halkin onculeri beraber aglasin butun olulere, ama kendi aralarinda degil, insanlarin gozu onunde (O yuzden "aydin"larin kendi caplarinda yaptiklari konferanslar kendi calip kendi oynamak oluyor, bir kanal yayinlasin bari, ya da youtube'a konsun anasini satayim). Ermeni ve Turk aydinlarin birbirleriyle konustugunu, anlastigini, anlasabildigini gormek insanlarin fikirlerine ve vicdanlarina daha cok etki eder. Bu isi devletlere politikacilara birakinca bir sey olmuyor, alalim sazi elimize diyorsaniz, sazi dogru duzgun calin, calmasini bilmiyorsaniz ogrenin.
Bence Ermeni meselesi konusunda Turkler arasinda bir acilim yapmak acisindan "Agri'nin Derinligi" ne kadar dogru ve faydali bir girisimdiyse, bu imza kampanyasi da o kadar yanlis ve bos.
Ozetle fikir ve hislerim bu sekilde. Bos gordugum bir girisime imzaci da olmadim haliyle. Ama daha iyi dusunulmus, planlanmis girisimlerin arkasindayim. Bunu sadece imzalamiyorum saydigim sorunlar sebebiyle. Diger yandan, agzindan salyalar sacan ultra paranoyak dangalaklara ifrit oluyorum, o ayri.
Coralvillepubliclibrary sayfasindan asirdigim bir resimle bitireyim:
