Basinda olsun, diger ortamlarda olsun bayagi yazildi cizildi niye boyle bir vahsetin yasandigi konusunda. Bir suru teori var: yok alabalik tesisleriymis, yok bir kizi onlara (tecavuz bedeli olarak!!!) vermek yerine baskasina veriyorlarmis, yok arazi. Dogrudur, bu tur kisisel meselelerin kesinlikle corbada tuzu vardir. Ama asil sorulmasi gereken soru su: alabalik tesisleri, arazi gibi ekonomik/ticari anlasmazliklari ve tecavuz gibi bir "suc"u nicin kendileri halletmeye calisiyor bu insanlar? Adaleti nicin silahlarla ariyorlar yargiya intikal ettirmek yerine? Cok klise olacak ama: "Nerede bu devlet?"
Biraz geri saralim. Bu olay bir "siddet" (violence) vakasi. "Aa, siddet hafif kacar!" demeyin, siddetin cesitleri ve dereceleri var, bu daha siddetli siddet ornegi. Ama atiyorum Virginia'daki gibi bir cilginin sinifa dalip ogrencileri taramasindan farkli olarak bu bir "siyasi siddet"(political violence) ornegi, hatta kollektif siyasi siddet (collective political violence). Cunku olay aslinda basit bir "sen benim topragima el koydun, kokunu kurutacagim" meselesi degil. Devletin adalet sistemi, yargisi yok ortamda ama devletin eli var bariz bir sekilde. Bu da bu olayi herhangi bir siddet vakasi degil siyasi siddet vakasi yapiyor. Ben de bu devletin elinden bahsetmek istiyorum biraz.
Olaydan sonra bir kisim insan "Bu Kurtler de boyle pis insanlar, feodaller, geri kalmislar, birakin kirsinlar birbirlerini bidibidibidi" dedi. Diger bir kisim insan da "Hep devletin sucu, koruculuk sisteminin sonucu, hatta Ergenekon bile olabilir bunu yapip PKK'nin ustune yikacaklardi, pis devlet bidibidibidi" dedi. Herkes kendisine pay cikarip kendisini savunmaya girip olayin "suc"unu karsi tarafa yikmaya calisiyor yani! Hay sizin politik kuyruk kavgalarinizi sevsinler demek istiyorum hepsine. E ne oldu o zaman? Bu katliam niye ortaya cikti? Bence bu olayi anlayabilmek icin ona biraz butunsel yaklasmak gerekiyor. Bolgedeki sosyal ve ekonomik iliskilerin hala suregiden "feodal" temelleri, devletin ve Ankara eksenli politikanin hep bu feodal yapi uzerinden hareket etmesi (ki bu onun devamini sagliyor), ve tabii ki 1984ten beri suregiden savas ortaminin hepsinin bunda rolu var. Sirayla bakalim:
Asiret duzeni:
Guneydogu'da, ozellikle kirsalda, hala gecerli duzen bu. Yikilamadi gitti. Asiret duzeni dedigin seyin de bir raconu var. Kan davalari, arazi kavgalari, namus davalari, bolunmeler, konfederasyonlar bilmemneler hep bu raconun parcasi. O "Kurdu Kurde kirdirmaya calisiyorlar!" isyani gecersiz bir isyan yani, cunku Kurtler her zaman birbirini kirmistir zaten, devletin eli olsa da olmasa da. Bu duzenin sosyal ve ekonomik boyutlari icin, eski olsa da hala konudaki basyapit olan Martin Van Bruienessen'in Aga Seyh ve Devlet isimli kitabina basvurmak lazim. Bir sonraki durak da Lale Yalcin Heckmann'in Kurtler'de Asiret ve Akrabalik Iliskileri isimli kitabi olmali. Biraz daha yakindan taniyinca goreceksiniz ki kirsal ekonomi asiret duzenini besliyor ve arazi meseleleri, namus meseleleri bir nevi asiretlerin varolma sebebi oldugu icin asiretler bu konuda kayitsiz kalmiyor. Bu seferki katliam boyutlarina vardi ama asiretler arasi siddet hic yeni bir sey degil.
Devlet-Asiret-Kurt birey baglantisi:
Osmanli'dan beri Turk devletleri Kurt toplumunu indirekt olarak yonetiyor, bu Cumhuriyet doneminde de, cok partili donemde de degismedi. Devlet denese de Kurt bireylere ulasamadi, onlari agalarin hukmunden kurtarmayi, asiret duzeninden cekip cikarmayi birak, onlarin elinden tutmayi bile beceremedi. Gercek su ki, devlet Kurtleri yonetebilmek icin asiretlere mecbur kaldi. Bu durumda da asiretlerin surekliligini sagladi cunku asiretlerin politik mesruiyeti ve gucu de oldu. Yillar yili asiret agalarinin gerek partilerden aday olarak gerek bagimsiz aday olarak meclis'e tasinmasi da bu asiret-politika baglantisinin bir tezahurudur. Devlet bolgede kendini asiretlere teslim etmisken, oyle ya da boyle bolgede kontrolunu kuramamisken adaletin devlet organlarinda degil asiret duzeninin kurumlarinda (kan davasin, namus cinayeti vs.) aranmasi da sasirtici degil. 60lardan beri gerceklesen sehirlesmeler, gocler, endustrilesmeler bilmemneler Kurtleri de etkiledi tabii. Ama Guneydogu'da, hele de kirsalda, asiretler zayiflasa da yok olmadi, yok olamadi. Devletin de bu hayatta kalmada payi yok denemez.
Savasan devlet ve PKK, ve onlarin yandaslari:
Stathis Kalyvas isimli bir siyaset bilimci var, ic savaslari(civil war) ve ic savaslar sirasinda gerceklesen siddeti (civil war violence) inceleyen calismalari var (ornek). Onemli ampirik bulgularindan biri de su: Ic savaslarin surduruldugu farkli seviyeler var. Mesela Turkiye orneginde, savas devlet ve PKK arasinda, bir ayrilikci (secessionist) savas. Ama bu savas Guneydogu'da daglarda, mezralarda savasiliyor. Ve kritik nokta: hem devlet, hem PKK bu savasi Guneydogu'daki halk uzerinden savasiyor. Ikisi de bolgedeki insanlari kendi tarafina cekmeye, onlarin kendileriyle isbirligi yapmalarini saglamaya calisiyor. Devlet diyor ki bana bu koyden daga cikanlarin ismini verin, hatta bunu kurumlastirip "koy korucusu" yapiyor yerli halki. PKK geliyor diyor ki bana yiyecek verin, Jandarma geldiginde haber ucurun, sonra gidip "cas" denilen bu "isbirlikci" koruculara saldiriyor. Halk arada kaliyor. Gunduz devlet, gece PKK egemen oluyor, ama ikisi de adam gibi kontrol kuramiyor. Bu ortamda siddet halk uzerinde kontrol kurabilmek icin iki taraf tarafindan da kullanilmaya baslaniyor. PKK baskinla bebekleri bile tarayarak "devletle isbirligi yapanin sonu bu olur" diyor, devlet de koyleri yakip "madem PKK'ya destekten vazgecmiyorsunuz yuruyun Diyarbakir'a Istanbul'a" diyor. Dusman asiret korucu oldu diye PKK'ya destek olan asiretler oluyor (ve feodaliteyi yok edecegiz diye ortaya cikan Marksist Leninist PKK da asiret gercegine boyun egip asiretler uzerinden organize etmeye basliyor halkla iliskilerini!)
Butun bunlar olurken, savastan karli cikmaya kalkan bireyler de oluyor tabii. Yine Turkiye orneginden gidersek: korucu oldum ben burada devletin eli koluyum havasina girip kendi insanina, komsusuna baski uygulayanlar, dusman asiret'in malina el koyanlar turuyor. Resmen devletle, PKK'yla, politikayla hicbir alakasi olmayan kisisel husumetlere, anlasmazliklara devlet-PKK savasini alet ediyorlar. Yani kisisel husumetlerin cozumu (settling personal/local scores) birden bu "savas"in parcasi haline geliveriyor. Komsun sana kizini mi vermedi? Git adami devlete PKK'li diye ihbar et, adam hapiste iskence gorurken sen de hem kizina hem malina konarsin. Diger asiretle merayi mi paylasamiyorsun, devlet sana PKK ile savas diye silah vermis, gidip o asiretin koyunlarini tarayiverirsin, devlet de sana hesap sormaya kalkarsa (olur a!) koyunlarin arasinda teroristler vardi, onlara siktik koyunlar arada telef oldu dersin. Ben hipotetik olarak atiyorum ama bunlardan bin beterinin gerceklesmis olduguna adim gibi eminim. Nasil bu kadar emin oluyorum? Daha gecen gun Mardin'de dugun evi basip 44 kisiyi oldurenler de ayni mantigin urunleri de oradan emin oluyorum. Iste bu elemanlar kisisel meselelerini "halleder"ken devletin otoritesini, devletin silahini kullandiklari icin, bu cesareti devletle isbirliklerinden bulduklari icin, aslinda bu olay guneydogu'da suregelen savasin bir tezahuru oldugu icin bu olay bir politik siddet ornegidir. Katiller kadar asiret duzeni de, PKK da, devlet de sucludur.
Devletin kontrolu yok, dizginleri asiretlerin eline vermis, PKK da can havliyle asiretlere sarilmis ve esegine tecavuz eden adami vurmaya kalkan bunu "devleti savunuyordum, teroristti" veya "Biji serok Apo, biji Kurdistan" diye masrulastirabiliyorsa bunda bir yanlislik var demektir! Ne devlet "Ya korucu silahlari ile olmus ama bizimle alakasi yok, yerel, kisisel meseleler, asiret duzeni, tore eki muku" diyerek, ne de DTP temsilciligindeki Kurt hareketi liderleri "Hep korucular yuzunden, pis devlet koruculara silah verdi boyle oldu mikmuk" deyip isin icinden cikamaz. Hepsi de sapkalarini onune koyup, niye tecavuz edilen kiza karsi diger aileden kiz istenerek saglaniyor adalet, niye alabalik tesisi uzerine gelisen ekonomik cekisme mahkemeyle degil katliamla cozuluyor, bizim bundaki rolumuz nedir diye bir dusunsun.
Aslinda diyecek cok sey var da, bir yerde durmak lazim!