"AKP diyenler ne yazık ki demokratik noktadaki etik kurallara uymadan, siyasi etiği hiçe sayarak bunu edep dışı söylemektedirler. Bu kadar açık ve ağır söylüyorum. Çünkü bizim Yargıtay Başsavcılığı’nda olan kısaltılmış adamız AK Parti'dir. Herkes bunu böyle yazmaya mecburdur. Böyle yazmıyorsa bu edebe, adaba sığmaz. Benim yasal olarak kısaltılmış adım neyse onu söylemeye mecbursun. O zaman iftira atıyorsun. Bizi olmadığımız şekilde gösteriyorsun. Olmadığımız bir isimle anmaya çalışıyorsun. Şüphesiz ki tabii bizim onlara saygımız olmaz.”
Hadi len demek istiyorum! Demokrasiyle ne alakasi var bunun, etikle ne alakasi var? Israrli olduklari AK Parti yerine AKP degil de BOK Parti mi demisim, bir cogunun yaptigi gibi A.K. Partisi mi demisim (hehe, komik aslinda)? Bir parti ismini Yargitay'a bir sekilde normlar disinda bir formda bildirdiyse bu kimseyi baglamaz ki? Niye mecburmusuz? Yargitay polisleri uzerimize mi salacak AKP diyoruz diye, var mi kanuni bir temeli bu mecburiyetin? Partinin ismini senin dayattigin sekliyle degil olmasi gereken sekliyle soyledigim icin saygi duymuyormus, zaten herhangi bir ozgurluge (turban haric) saygi duymamak icin bahane ariyorsun Recebim, farkli sesleri bastirmak icin -hele de sana muhalefetse- can atiyorsun, simdi de parti ismine mi takildin? Karikaturculeri dava ettin, beni ve benim gibileri de et buyur. AKP, AKP, AKP, AKP, AKP, AKP...
Buna bu kadar icerlemesi tabii bu "iftira atmak" lafinda gizli. Cunku kendisi de gayet farkinda AkParti yerine AKP diyenler bas bas "Ak falan degilsin, temiz degilsin, masum degilsin" diyorlar ismi boyle yazarak, Recebim ona icerlemis. E guzelim, cikip edepsizsiniz saygi duymuyorum bik bik bik diyecegine uzerindeki saibeleri temizle? Ona buna laf atmak daha kolay tabii, o saibeleri temizlemek zor. Kabadayilardan saygi beklemiyoruz zaten, onu da belirteyim.
Mal beyanina gecmeden once son saibeye soyle bir deginmek isterim. Olay bayagi dalli budakli aslinda ama su anda olayin aslini tam bilemedigimden fazla atip tutmayayim. Suriye sinirindaki mayinlarin temizlenmesi icin ihale aciliyor, temizle sonra da 45 yil tepe tepe kullan deniyor. Bu ihale isi 3-4 senedir gorusulmesine ragmen birden bu kadar sorun oluvermesinin sebebi isin icinde Israil'in adinin gecmeye baslamasi saniyorum? Neymis, Israil buyuk Israil projesi icin harekete gecmis, orada tarim yapip kendini besleyecekmis ve saire. Dedigim gibi, bu ihale ve ihaleye konu olan araziler hakkinda cok bir sey bilmiyorum. Soylemek istedigim iki sey var: bu isi katakulliye getirme niyeti cok bariz (Recebim "bu yasa tasarisi ge-ce-cek" demis), sirf bu bile pis pis kokuyor. Mayinlar temizlensin, kiralamak sartsa kiralansin, bunlar ekonomik kararlar. Ama bu acele, bu tartismaktan kacinma, bu opaklik niye? Isin icindeki capanoglu nedir meraktayim. Gelelim alakali, soylemek istedigim ikinci seye, daha dogrusu vermek istedigim linke. The Economist gecenlerdeki sayisinda bir yazi yayinladi, yabanci ulkelerde tarim arazisi kapatmayla ilgili. Parasi olan ulkeler parayi bastirip gelismekte olan ulkelerde tarim yapiyorlarmis, ornek Suudi Arabistan, Cin vs. Isin ilginci, bu haberdeki haritaya gore Bahreyn ve Turkiye arasinda boyle bir anlasma varmis 500milyon dolarlik ve 3-6milyar'a kadar cikabilirmis ileride miktar. Hoh? Kim tarim alanlarini Bahreyn'e ne zaman peskes cekti yahu??? Bu mayin arazileri isin icine Israil'in adi karisti diye gundeme geldi de bu Bahreyn olayi saman altindan su yuruterek mi halledildi? Ilginc tabii.
Yani siz de muhalefet partileri, Recebimin isine comak sokuyorsunuz, partisinin icislerini karistiriyorsunuz sonra Recebim gelip bize catiyor, edepsiz diyor. Yapmayin soyle, sikmayin canini akcapakca Erdogan'in! Lutfen diyorum bak!
Gelelim akademik mal beyani konusuna:
Sabah Ek$i sozlukte gordum basligi. Sozlukculer akademik alanda becerdiklerini listeliyorlar, yok iste su kadar makalem var soyle derecem var falan yazmislar, dalgalarini da gecmisler. Halbuki ben basligi gordugumde aklima bambaska bir sey geldi, dun aldigim bir emaildeki isimleri bir bir yazip "ahanda iste size bir grup akademik mal" demek istedim, o beyani yapasim geldi. Niycun, cunku mal kelimesinin iki anlami var: Birincisi alinip satilabilen sey, ikincisi (ve argosu) angut, suursuz salako gibi bir sey. Ha bir de seye mal deniyor, kendisini erkeklere begendirmek icin cok abartan kadinlara. Acikcasi mevzubahis akademisyenler bu tanimlarin hepsine (cinsiyet baglamindan ayirinca 3.sune bile!) uyuyor. Meraklandiniz degil mi?
Efendim, dun bir email geldi, the Pacifica Institute'dan. Enstituyu duymayan varsa, bildigin Fethullahci dernek, Amerika'nin bati kesiminden sorumlular anladigimca. Cogu kisi Costa Mesa'da duzenledikleri ultra oryantalist Anadolu festivali vesilesiyle duymustur isimlerini. Email University of Southern California'da Aralik ayinda duzenlenecek "East and West Encounters: The GULEN MOVEMENT" isimli konferansa sunum onerisi daveti. Makalelerin olasi konulari arasinda sunlar var:
- Women and gender roles in the Gulen movement (hahahaha, guldurdun beni gulen hareketi!)
- Democracy and dialogue: Gulen's contributions (aglayarak demokrasi getiremeyince fiymak?)
- Gulen inspired educational institutions (ya da 47 milletin beynini Turk-Islam senteziyle nasil yikiyoruz, fakirliklerini nasil somuruyoruz, son model emperyalizm bu olabilir mi ki?)
- Impact of Gulen movement in the encounter between East and West (yalniz bu adamcagiz Pittsburgh'u mesken tuttu tutali bir dogu-bati iliskileri, inanclararasi diyalog vs. sancisina tutuldular. Turkiye'den diyalog olmuyor demek ki. Hep Turk Telekomun sucu, bi 10 dakika diyaloga girmeye kalksan batiyla kac YTL tutuyor!)
Neyse, emaildeki ilanda bu konularin hemen sag tarafinda ise beyan etmek istedigim akademik mallar listelenmis. Burada saymayayim, merak eden varsa arasin bulsun. Konferansin web sayfasi neyi var ama bilerek link vermiyorum, backtrack edip blogumu kesfetmesinler, bikbiklerini dinleyecek halim yok. Simdi gelelim bu mallarin analizine:
1. Bildigin "mal"lar. Biri iki kurus para doksun, honorarium, scholarship, travel funding vs. kiliginda para yedirsin hemen tav oluverirler. Ha bir de "ay sen cok onemli adamsin, gel konus bize" falan diyerek yaglayip pohpohladi mi iyice kendilerinden gecerler satilik akademisyenler. Ulan bir bak neye dahil olduguna, ismini nereye yazdirdigina. Hepimizin paraya ihtiyaci var da bu kadar da "satilmis" olmayin yahu! Bu listeden tanidigim bir eleman var, akademisyen demeye bin sahit ister. En salak Amerikalinin anlayabilecegi seviyede Islam soyledir, yok Muslumanlar boyledir, ben size onlari en dogru sekilde anlatiyorum bilmemne diye kitap yazar, sonra aylarca kitap turlari, tv sovlarina katilmalar, imza gunleri. Kiskandigimdan degil, Allah artirsin, kitaplari milyon satsin. E ama kampuse ayak basmayan bu insan akademisyense biz neyiz? Iki ogrenciye ders vermeden, "bilimsel" yayin yapmadan akademisyen olunmuyor, "ersatz yuppie akademisyen" olunuyor ancak. Bazilari da yolunu boyle buluyor.
2. Argo manada "mal"lar. Bu Amerika'ya gelince "Gulen movement" oluveren sey nedir, neyin nesidir bir arastirmadan, iki retorige kanip, bir "intercultural" bir "tolerance" bir "dialogue" lafi duyunca beyin fonksiyonlari durup treat gormus kopek gibi agzindan salyalar akarak kendinden gecmek mallik degildir de nedir? Herifler "Scientology icin bir konferans yapacagiz interfaith dialogue tolerance cici bici" desek ona da "oh wow great" diye atlarlar valla. Yani simdi abartmak istemem, gercekten aptal degiller, bir hesap kitaplari var da, bir miktar kandirildiklarini, bazi seyleri "farkindalik" seviyesinde kavramadiklarini dusunuyorum.
3. Seksi "mal"lar. Para gelecek yere kendilerini begendirmek icin egilip bukulmekten yalama olma seviyesinde olma durumu. Simdi bilim parasiz olmuyor, gercekci olalim. Sosyal bilim bile olsa, grant vs. almak icin didinip duruyoruz. Ama parayi bilim icin almak farkli, yalakaligin, vitrin degerin icin almak farkli. NSF ve benzeri kurumlardan 1 kurus almayi hayal bile edemeyecek kadar bilime uzak olanlar ne yapar? Seksi konularda seksi laflar edip parasi bol birilerine yamanmaya calisirlar. Bir kere yamandiktan sonra da her yola gelirler. Fethullahcigimin "Outstanding/extraordinary political scientist" oldugunu USCIS'e ispatlamak icin sayfa sayfa referans mektuplari yazarlar, gozu yasli hickirikli tontoncugumun ne muhtesem bir insan oldugunu, Islam dunyasina gunes gibi dogdugunu, aman da Amerikan hukumetinin mutlaka bu firsati kullanmasi gerektigini anlatan kitaplara konferanslara yazilar/konusmalar ile katilmaktan asla geri kalmazlar. 1. madde ile arasinda fark var bu 3. maddenin, ufak da olsa, anlasiliyordur umarim.
Neyse, aldim emaili. Dedim, simdi bunlari kirmak olmaz, yazivereyim bir "abstract" ne olacak? Mesela soyle bir baslik nasil olur "How to be an extraordinary political scientist without a college degree and a single refereed publication: The extraordinary case of F. Gulen". Ya da ne bileyim: "'We are the good guys': Surfing the waves of post 9/11 Islamophobia through pouring money into branding" Onu da begenmezlerse: "The Sick man of Pittsburgh: An exploratory study on who's really running the business empire" falan olabilir. Yazip yollasaydim da mal oglu mallara kapak olsaydi.
Ya bakin burada bir suru komiklik yapmaya calistim, ama vallahi aldigim o konferans daveti emailinden ve yapmaya calistigi seyden daha komik olamiyorum. Touché!
OUTRO niyetine: Ya bugun seyi farkettim dersten donerken. Recebimgiller olsun, Gulencimgiller olsun... Bunlari gordukce, yaptiklarini isittikce Erbakan'i ozluyorum. Vallahi de billahi de. Bunu soyleyecegim hic aklima gelmezdi ama adami ozler oldum. Evet onda da vardi takiyye, onda da vardi bu sacmaliklar ama bu kadar kimlik krizine girmemisti o hic, bildigin Milli Gorus Erbakan oldu hep (darbeyi de yedi sonra). E bak bu diger ikisine, biri demokrat, libereal ve ilerici, digeri dinlerarasi hosgorunun, diyalogun (ve Amerikalilara "cici Musluman" dedirtecek ne varsa onun) mihraki olduguna etrafi inandirmak icin o kadar ikindilar ki, sonunda kendileri de oyle olduklarina inanmaya basladilar. Hayatinda takim elbise giymemis kabadayi komsudan aldigi takim elbiseyi ustune giyip de efendi adam rolu oynarken "ay efendi oldum ben" diye rolune inanir, hatta takim elbiseden anlamayanlari da buna inandirir da, elbisenin nasil sakil, egreti durdugunu bilen elbet farkeder ya, oyle bir sey. Evet, her bi boku ben biliyorum. Iki gidim zekasi olup iki satir akil yuruten herhangi biri de bilebilir tabii, elitizm falan yaptigim yok. Aptalliga ve icten pazarlikli ince hesaplara isyanim!