Korktugunuz zaman ne yaparsiniz? En basiti sinmek, pusmak, korkulan seyden kacmak, kacinmak. Eger elinizde bir firsat varsa, korktugunuz o seyi onlemek icin bir seyler yapabilirsiniz (mesela "Rationality of Fear" isimli bir makalede, Milosevic'in "bizi yokedecekler" propagandasiyla Sirplarin iclerine korku saldigi, ve bu korku ile "onlar bizi yoketmeden biz onlari yokedelim" mantigiyla o vahsete ortak olduklari anlatiliyor.). Tabii bir de guclu olup da korkanlar var, gucu kaybetmekten korktuklari icin o gucu sonuna kadar seferber etmekten kacinmazlar. Tehditleri yokederler, sivrisinegi atom bombasiyla oldurmekten cekinmezler, yilanin basini kucukken ezmekte ustlerine yoktur.
Iste insan Turkiye'de buyuyunce icinde "default" bir korku oluyor, devlet korkusu. Soyle ifade edeyim: Amerika'da bir "suburb"da sokagin biraz asagisindaki posta kutusundan gelen postami almis eve dogru yuruyordum. Ne gelmis diye bakindigim elimdekilerden kafami kaldirinca agir agir benim oldugum yone dogru gelen bir polis arabasi gordum. O anda hemen, refleks gibi, "bana geldilerse, bir sey sorarlarsa ne diyecegim?" diye dusundum kafamin icinde, sonra "sacmalama, ne diye bana gelsinler, sokakta guvenlik icin dolaniyordur, baksana aheste aheste gidiyor" dedim. Tam kendimi rahatlatmistim ki bu polis arabasinin arkasinda tin tin giden iki tane daha polis arabasi oldugunu farkettim, guvenlik-kontrolu teorim suya dusunce yine bir "amanin neleroloyor?" tedirginligi yasadim. Hala onlara ve eve dogru yuruyordum bu arada, supheli hareketlerde bulunmamak adina. Onlar da saga sapip tin tin gitmeye devam ettiler. Ben de adimlari siklastirip hizlica kendimi eve attim. Arada arkama baktim bu polis arabalari nereye niye gidiyorlar diye ama anlayamadim. Normalde polisi sadece trafikte veya 911 durumlarina intikal ettiklerinde gordugum icin yadirgamam normal, ama duydugum tedirginlik, "basima bir is gelecek!" korkusu Turkiye'den yadigar.
Ha polisin teki gelip beni goturmeye falan kalksa ne olacak? Filmlerdeki "Hey dostum, ben kanunlara saygili vergisini veren bir vatandasim" dersin (ben vatandas kismini diyemem ama yasalim sonucta!). Ters bir hareket yapsinlar, haklar ve ozgurlukler ile istigal eden bir kurulusa basvurursun, onlarin yardimiyla dava acar agizlarina sicarsin (pardon!). Bunun boyle oldugunu bilmek dahi icimi rahatlatmiyor, o durtusel polis korkusu oylesine icime islemis.
Vaktiyle danismanim 2 gunlugune Istanbul'a gelmisti, havaalanindan aldik, yola koyulduk. Adam -siyaset bilimci gozlemi midir, yoksa siradan bir yabancinin dikkatini cekecek kadar garip miydi manzara, bir Turk olarak ben bilemiyorum- "Her yerde ne kadar cok polis var, ve bu polisler nicin savasa gidiyormus gibi silahlar tasiyor?" diye hayret etti. Havaalani civarinda normalden cok polis var gercekten, ama dusununce, havaalanlari 9/11 den beri devamli tehdit altinda olan Amerika'da havaalanlarinda ya trafigi duzenleyen guvenlik elemanlari goruyorsun (bekleme yapmayalim diyen, ceza yazanlar) ya da bu ust bas arayan TSA elemanlarini. Polis yok, silah yok (gorunurde). Bizim hocanin gordugu polislerde ise kursun gecirmez yelekler falan var, bir de tipini bilmedigim ama "makineli tufek" tanimina uyan silahlar omuza asili, eller tetikte. Etrafta boyle "savasa gider gibi" diye tanimlanacak polisler gormeyi ne kadar kaniksadigimizi, ne kadar ancak bir yabanci bunu yadirgayinca "valla ya?" diye sorguladigimizi dusundum.
Ve Istiklal. Istanbul'u bilenler Istiklal'i tabii ki bilir. Politik tarihimizin en isyankar mekanlarini barindiran bir cadde: Taksim meydani, Galatasaray (lisesi onu). O yuzden vicik vicik polis olur o civarda. Benim nufus cuzdanimda da guzide Guneydogu il ve ilcelerinin isimleri mevcut. Iste o yuzden, Istiklal'de yalniz basima yururken (sevdigim bir sey) hep tedirginlik duymusumdur. Kafamda felaket senaryolari yazmisligim coktur caddede asagi yukari yururken. Simdi bir polis beni durdursa, kimligimi sorsa, gorunce sorun yapip beni sorgulamaya kalksa, gicik olup karakola goturmeye kalksa, ve daha neler neler dusunuyorum. Ama nedir? Tipim "suphe uyandiracak" bir tip degil, ve biraz bu icsel tedirginliklerden, daha cok da abazan Turk erkeklerinin sozlu/elli tacizlerini savusturmak icin cok "korkunc" bir ifadeyle kendinden emin bir yuruyusum var. Simdiye kadar bir sorun olmadi, ama icimdeki o tedirginlik baki, o felaket senaryolarini "of kizim sacmalama" diye diye yine yaziyorum her seferinde.
Bu yaz Turkiye'ye birkac haftaligina gidebildim, ve butun bu sure boyunca hastaydim (kaderin boylesinneeee, itiraaaaazim varrr!). Cogunlukla evde takildim mecburen. Ama artik son gunumdu, ya bari Istiklal'e gidelim diyerek esimle caddeye intikal ettik. Bir takim alisverisler (nazar boncugu temali hediyeler), biraz karin doyurmaca, sonra diger iki arkadasimizla bulusup muhabbetler derken vakit ilerledi. Gun boyunca Istiklal'de asagi yukari yururken bir gariplik vardi. Her zaman polisi bol olan bu caddede aksam vakti yaklastikca garip bir hareketlilik oldu. Pencereleri zirhli midibuslerle akin akin polisler getirildi, bu midibusler Galatasaray lisesi'nin
onune dizim dizim parkedildi, icinden full aksesuar polisler balik pazarinin girisinin orada hep bangir bangir muzik calan takicinin onune dizildiler tabur gibi. O kadar polis kayniyordu ki ortam haliyle "N'oluyo be?" dedik. Hastalikti, ertesi gunku yolculuktu, ve tabii ki medyanin yer vermemesiydi derken hic farketmedigimiz bir gosteri olacakmis o gun Istiklal'de, Hrant Dink icin bir insan zinciri (sonradan baktim, mesela Milliyet'te E.Temelkuran'in yazisi disinda bahsi gecmiyor bile.)
O polisleri gormeliydiniz, belki degisik sebeplerden siz de boyle bir teyakkuza denk gelmissinizdir. Adamlar resmen savasa gelmis gibiydi. O an dusundum, "Yav" dedim "Bir devlet kendi halkindan bu kadar korkar mi?" Nedir, bir kisim insan biraraya gelip el ele tutusacak, bir iki konusma, bir iki slogan. Boyle bir teyakkuza gerek duyduklarina gore harbi korkuyorlar. Netekim, biz artik Taksim civarindan ayrilmak uzere Galatasaray civarindan son bir kez gecerken gosteri baslamisti, iste cektigim bir iki fotograf. Sonradan sayi artti mi bilmem, ama o sirada su kadarcik insan vardi. Fotograflar kalabaligin hemen hepsini kapsiyor, (o sirada) oyle caddenin her yonunden asagilara tasan bir kalabalik yoktu, bu kadardi. O sirada, ortamda gostericiden cok polis vardi!
Butun bu cirkin goruntunun belki en guzel tarafi alttan alttan hissettiginiz o mesaj: Devlet korkuyor!!! Evet, malesef korkusu onu daha vahsi, daha acimasiz yapiyor. Ama korkuyor! Insanlar bir araya gelecek de o sinerji kendisine bela olacak diye korkuyor. (Bu aklima hemen su haberi getirdi (Ozetle Cin hukumeti insanlarin feyz almasindan korktugu icin Avatar'in gosterimini kisitlamis, sansurlemis). Korktuklari icin korkutuyorlar.
Simdi soracaksiniz tabii: Eee, turist gibi fotograf cektikten sonra gidip zincir'e katildin mi? Hrant Dink'in olumunun (ve adaletin yerini bulmayisinin, bulamayisinin) 3. yilinda bu yazinin sadedine geldim iste. Hayir, katilmadim, Hrant Dink'i bir kez daha yuzustu biraktim. Burada gunah cikarmanin bir anlami yok belki ama ben yine de yazacagim. Katilmak istedim ama gitmem gerekiyordu ve tabii ki korktum. Oradan bir zipcikti bir ters hareket yapsa, o zaten bahaneye bakan polis ordusu bu insanlarin ustune cullansa, gostericilerin hemen hepsi ertesi gun cop morluklarinin ustune buz basiyor olurlardi. Kimse de gidip "biz guzel guzel gosterimizi yapiyorduk, bunlar saldirip bizi dovduler" diye hak arayamazdi. 24 saatten az bir sure sonra yola cikacaktim, "risk" alamadim. Kaybedeceklerimden korktum.
Simdi "cik cik cik" diyen, yargilayan, "yuh sana!" diyenler olabilir okuyunca. Ben de gurur duymuyorum zincire eklenmek yerine yuruyup gidisimden. Hrant Dink'in o meshur yazisinda bahsettigi "tedirginlik"i hatirliyor musunuz? Iste o yuzden. Iste o tedirginligi sirf Turkiye'de dogmus, buyumus oldugum icin gittigim her yere goturdugumden. Halbuki sonra cok dusundum, aslinda cok ufak olsa da en anlamli eylemdi o insan zinciri. 19 Ocak gunu facebook profil resmini/statusunu "gunun anlam ve onemine ugyun bir sekilde" degistirmek, sozluklerde bloglarda Hrant Dink icin agit yakmak gibi "BIREYSEL" eylemlerden daha anlamliydi. Cunku bireysel bireysel bir yere varilmiyor, bu devlet gordugu civinin kafasina inen bir cekic olmakta usta zira, biz kisiler olarak hiiiic korkutmuyoruz onu. "Govde" gosterisinden korkuyor adaleti cok gorenler, onu Taksim'de gordum o gun. Govde gosterisi isteyene yekpare govde olup oyle karsi koyacaksin. Diger turlu -hele de online- bireysel eylemler ancak "benim fikrim bu" ilanindan oteye gitmiyor.
Dusunuyorum simdi, adaletin yerini hala bulmamis olmasindan rahatsiz bunca insan varken, onlari "Taksim'de toplan, konusma yap, dagil"dan daha etkili bir sekilde bir vucut haline getirmek, 1 saat icinde dagilan degil surekli set gibi duran bir guce donusturmek nasil mumkun olur? Hala da bu isin sorumlularini aciga cikaramayan, cezasini veremeyenlere "gozumuz uzerinizde, sallanmayin artik" mesaji nasil verilir. Bizim icimizde yer etmis olan o korku, o tedirginlik, ne yapilir da o guc odaklarinin icine de sokulur? Hep beraber, surekliligi olan bir sey yapmak lazim da, teker teker biz nasil katilabiliriz? Bilmiyorum. Ama o gun bizim gibi orada Taksim'de olan kisilerin cogunun bile "he, ne oluyor ya?" seviyesinde haberdar oldugu kisa sureli eylemlerle cok yol alinmaz gibime geliyor. Adalet bakanligini, savciligi mektup/faks yagmuruna mi tutsak? (Bagimsiz adalet sureci isliyor demesin kimse, onca delil sumenalti olurken ne bicim bagimsizlikmis o?). Ben rahatsizim yani bu konuda, biliyorum ki benim gibi, benden beter rahatsiz cok kisi var. Sirtini odasina Ogunlu bayrakli poster asanlara dayayip her seyi suruncemede birakanlara "Biz variz, sabrimizin da bir siniri var!" mesaji nasil verilir?
Ha, ben burada yine de bir bireysel tepki koyayim, surece etkisi epsilon kadar olsa da benim icim rahatlar: Ogunune de, Yasinine de, onlarin eline silahi verenine de, onlari kahraman gibi fotograflayip poster-boy edenine de, delilleri ic edene de, adaletin 3 yildir yerini bulamayisinda rolu olan herkese de kafam girsin.
Hrant Dink'in o yuzustu kaldirima dusmus goruntusu hala gelir durur aklima. Malesef hala yuzustu yatiyor aynen oyle, yuzustu biraktik cunku onu istemesek de.
2 yorum:
TR'de sogmus buyumus olan bizlerin icine islemis o polis korkusunu ne guzel tarif etmissin.
Daha gecen hafta bu ulkeye egitim icin yeni ayak basmis bir arkadas var. Baska bir arkadas ile arabayla bize gelirken yolda cevirme yapan polis arabasi gormusler(ki bu cok ender rastlanan birseydir burada biliyorsun). Yeni gelen arkadas hemen panik olmus "Aman pasaportum da yanimda degil, yandik!" seklinde. Oysa ki polisler bu arkadaslari durdurmamislar bile. Durdursalar da kimse ondan pasaportunu isteyecek degil. Ama nasil icimize islenmis durdurulmak, kimlik kontrolu vs.
Sureyya
Bildigin "Sunni Musluman bati illerinde dogmus Turk" olsan da o korku oluyor ama bir de bir "azinlik" kimligin varsa kim bilir nasil oluyordur? Benim nufus cuzdani bende ekstra stres yaratiyormus (bunun bilincine cok gec vardim isin ilginci, oyle kaniksamisim korkuyu ve sebebini). Ermeni olsan, meshur "din hanesi"nde olagan dinden baska bir sey yaziyor olsa nasil olur acaba.
Yorum Gönder